İmdaat! Uzaylı Yağıyor İmdaat! Uzaylı Yağıyor Berk Öztürk

İmdaat! Uzaylı Yağıyor

(1 Oylayın)

Tanıtım

Hex’in babası Ozezi görevli olarak Dünya’ya gitmiş ve geri dönmemiştir.
Her geçen gün Hexonya ömründen on yılı silip götürmektedir.
Bay Ozezi kaygılanan Hexonyalılar, Dünya’ya gidip neler olduğunu anlamak isterler.
Aaa, o da ne! Dünya’da da işler karışmıştır.
Bu kez Dünya’ya kimler geldi, kimler döndü, kimler kaldı?
Uzaylıların, merak uyandıran, heyecanlı bir Dünya seyahati daha… Gezegenler arasında yolculuk etmek için acele edin çocuklar. Allegro, ışın fenerini yakmak üzere!

Hexonya gezegenine hoş geldiniz!
Dikkat, sayfaların arasından Uzaylılar fırlayabilir!

*

Hexonya Gezegeni Serisi'nin doğuş hikayesi
Aytül AKAL

1. Gökten Uzaylı Düştü

2. İmdat! Uzaylı Yağıyor

3. Çılgın Uzaylılar Geldi 

Size de öyle gelir mi bilmem, ama ben bazı insanlarla karşılaştığımda onların uzaydan gelmiş olabileceği hissine kapılırım. İçtenlikten uzak, iletişime kapalı, sanki başka bir dünyaya ait gibidirler... Aramızda uzaylıların yaşıyor olabileceğini böyle böyle düşünmeye başladım. Hatta tanıdığım birkaç kişiden ciddi ciddi kuşku duymuyor da değilim. :)
Çocukluğumda İzmir’in yasemin kokulu gecelerinde gökyüzü yıldız dolu olurdu. Gökyüzüne bakıp uçan daire görmeyi hayal ederdim. Belki bir uzaylı beni uçan dairesine alır, gezegenlerine götürür diye umardım. Gözümü ayırmadan saatlerce gökyüzünü izleyebilirdim. Yanıp sönen ışıklar, kayan bir yıldız, uçan dairelermiş gibi gelirdi bana.
Küçükken uzaylıları heyecan verici canlılar olarak görürken, yetişkinliğimde soğuk ve mesafeli insanları uzaylı diye yaftalamam, dayanaksız önyargı değil de neydi? Büyürken uzaylılarla ilgili düşüncelerim nasıl böyle değişmişti ki onlara önyargıyla bakar olmuştum? Uzaylıları konu alan filmler, romanlar, bilgisayar oyunları... hepsi uzaylıları Dünya’yı ele geçirmek isteyen kötü yaratıklar, yok edilmesi gereken düşmanlar olarak tanıtmıyor muydu bize? Peki ama acaba Dünyamız, Uzaylıların umurlarında mıydı ki? Belki onlar kendi gezegenlerinde mutlu mutlu yaşıyordu; başka gezegenlere göz dikecek kadar açgözlü değillerdi.
Uzaklarda bir yerde yaşam varsa, Dünya denen gezegendeki canlıların onlarla ilgili kötü yargılar üretmesine üzülürlerdi belki, hatta Dünya’ya gelip kendilerini tanıtarak bu olumsuz düşünceleri düzeltmek isteyebilirlerdi. Yaşam özellikleri çok farklı iki kültür karşı karşıya geldiğinde neler olurdu kim bilir...
Bütün bu düşüncelerin bir sentezi oldu Hexonya Gezegeni serisi. Toplumun önyargılarını ve çocukluğumdan beri aşık olduğum gökyüzünü konu aldım bu romanlarda. Çevremde uzaylı gibi dolaşan ve “Ben ben ben” diyen şişik egolu insanların bu özelliklerini de bazı karakterlere yerleştirdim ki, eğlenceli bir macera okurken, bir yandan kendileriyle yüzleşebilirler belki diye…

Aaaa ama bir dakika! Dünya adlı gezegenimiz de uzayda olduğuna göre, biz de Uzaylı değil miyiz?

Serinin üç macerasını arka arkaya yazmış, benden nicedir kitap isteyen Redhouse’a önermiştim ama o da ne! Yayın programları doluymuş, bir yıl sonraya basılabilirmiş. Ah, o kadar sabredemem ki ben… Böylece Hexonya Gezegeni, aynı süreçte ısrarla kitap isteyen Mandolin’e konuk oldu. Ama döndü dolaştı, FOM’a ışınlandı sonunda.
Kime niyet kime kısmet…

Okunma 197 kez