Babamın Sihirli Küresi Babamın Sihirli Küresi Mustafa Delioğlu

Babamın Sihirli Küresi

(1 Oylayın)

Tanıtım

Üçüncü sınıfa giden kahramanın, aile ve okul içinde geçen üç eğlenceli öyküsü...

Kitap, babaannesinin diktiği mor şapkasıyla okula gitmek isteyen kızın öyküsüyle başlıyor.
Şapka çok güzeldir ama ya kaybolursa?
Babamın Sihirli Küresi, okula babasının küresini götüren kızın düştüğü komik durumu anlatıyor.
Hele küre, değerli taşlardan yapılmışsa...
Okulumuzda Bahar ise, duygusal bir öykü.
Engelli biri gelir sınıflarına. Yeni gelen kız, mor şapkalı kızın yanına oturmasın mı?
Çocukların engelli biriyle iletişim kurarken yaşadıkları, eğlenceli bir öyküye dönüştürülmüş.

*

'Babamın Sihirli Küresi' kitabının doğuş öyküsü
Aytül Akal

Babamın Sihirli Küresi (2011)

Siparişle kitap yazma becerim yok. Böyle bir istekle karşılaştığımda kibarca geri çevirip yapabilen yazar arkadaşları salık veriyorum.
Ama bazen de karşı koyamayacağınız dostlukta birinden geliyor teklif. Hani hayır desen ona ayıp, evet desen sana ayıp... Çocuk edebiyatı alanına emek veren bir profesör arkadaş, danışmanlığını yaptığı özel okulun adını yüceltecek, bir yandan da öğrencilerine iyi mesajlar verecek kitaplar yazmamızı istedi. Aramızda hem çizer hem yazar arkadaşlar vardı. Yazarlar yazacak, çizerler çizecek; okul da onları yayımlayıp kendi öğrencilerine okutacak.
Toplantıda yakın arkadaşım Ayla Çınaroğlu da vardı. Ona yakındım ne yapacağım diye. Aklıma bir şey gelmiyordu ki, zorlamayla ne yazılabilir?
“Bir sürü şey olabilir,” dedi Ayla Hanım. “Sevdiğin ögeleri düşün. Şapkalar, renkler... Her okulda bulunan renkli bir küre örneğin, bir atlas…”
Ankara’dan dönerken uçakta şapkalar uçuşmaya başlamıştı bile zihnimde.
Önce "Mor Şapkam” adlı öyküyü yazdım. Yıllar önce Frankfurt Kitap Fuarı’nda caddenin çamuruna düşürdüğüm mor çiçekli şapkamı andım öyküde.
Sonra "Babamın Sihirli Küresi" adlı öykü döküldü satırlara. Bir seyahatimde vitrinde gördüğüm, yarı değerli taşlarla yapılmış küreyi koydum öyküye. Öyle pahalıydı ve üstelik öyle ağırdı ki, parayı bulup buluştursam, valizimde taşıyamazdım. Ama tabii öykü bundan değil, bambaşka şeylerden söz ediyordu.
Kitabın son öyküsünün adı "Okulumuzda Bahar"'dı. Okulun adı işte bu öyküde geçecekti ama, öyle metin içinde değil asla, olmaz yani öyle bir şey. Ressam arkadaşım Mustafa Delioğlu, çizdiği okul resminin üzerine yazdı okulun adını. Eh işte, o kadarı yeterdi.
Yok yetmezmiş meğer.
İlle, neredeyse her sayfada, üzerine basa basa ve defalarca okulun adı geçmeliymiş.
Beğenmediler…
Aldım kitabımı, böylece “Babamın Sihirli Küresi” adlı kitabı kendi listeme kattım. Çok da iyi oldu.

Okunma 195 kez