Dilek Ağacı Dilek Ağacı Ayda Kantar Ataman

Dilek Ağacı

(3 oy)

Tanıtım

Bir gün bir peri uçarken sihirli değneğini elinden düşürüvermiş.
Sihirli değnek gökyüzünden süzülüp bir ağacın dallarının arasına konuvermesin mi!
O sihirli değnek ne de olsa, tabii ki öylece durmamış...

Ağaç Masalları 3. kitap

PAYLAŞIMLAR:

Saliha Tuba Zülfikar This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Merhabalar ben Tuba Özhan. Anasınıfı öğretmeniyim.  17 yıldır. Devlet okulunda görevliyim. Kitap okumak bana zevk veren bir uğraştır. Çocuklarıma da bu sevgiyi aşılamak için çalışıyorum. Sınıfımda da evimde de okuduğum çocuk kitapları önce benim hoşuma gitmeli. Eğer ben okurken zevk alırsam çocuklarda zevk alır diye düşünüyordum. Aytül Akal kitapları işte benim için böyledir. Hepsini zevkle okuyorum tekrar, tekrar.
Sizi en çok etkileyen hangisi diye sorarsanız. Dilek Ağacı derim.
Çocukları olmayan yaşlı çiftin dileklerinin kabul olması sonucu oluşan okul , okula gelen yazarın da çocuk olması beni etkiledi.
Hele son sayfasında yazanlar beni ilk okuduğumda anlatmıştı: Dileğiniz henüz gerçekleşmemiş ise sakın üzülmeyin. Nasıl olsa ilerde dileklerinizin gerçekleşebileceği günler gelecektir.
O günlere kadar sabırlı olmalı ve ağaçları çok sevmelisiniz. 
 
*
 
Dilek Ağacı (1996)

Okul etkinliklerinde yazarın çevresine doluşan çocuklar zaman zaman isminin bir kahramana verilmesini ya da bir öyküde kendi okullarından söz edilmesini ister.
Bir öykünün belli bir kişiden ya da belli bir okuldan söz ederek gerçeğe dayandırılması ancak bir anıda ya da belgeselde olabilir ki, ben o edebiyat türlerinde yazmayı beceremem. Daha doğrusu, hayal gücünü gerçekle sınırlayan, başı sonu belli bir metni yazmaktan acayip sıkılırım.
Bu nedenle, kalp kırmamak için “elbette” der, okulun kapısından çıkarken hafızamdaki “delete” tuşuna basıp önerileri siliveririm.
Ancak yıllar önce… Bir okulda… Harika bir ağaç gördüm. Ağaçlara öteden beri aşığımdır zaten. Birçok öyküme, masalıma konuk olurlar; ağaçsız hayat olur mu hiç?
İşte o ağaç, bir masal anlattı bana. Bir peri kızı bulutların üzerinde uçarken sihirli değneğini düşürmüşmüş de, değnek ağacın dalları arasında kaybolmuşmuş da, peri kızı onu bulamayınca başka değnek satın almaya gitmişmiş de, ağacın dalları arasında kalan sihirli değnek zamanla yapraklanıp çiçek açmışmış da, öte yanda, ağacın yanından geçerken dilek dileyenler olursa… Aaaa ne o, masalı mı özetleyeceğim? Olmaaaz. Dilek Ağacı masalını, kitap sayfalarından okumanız için yazdım. Özet mözet yok! Hem zaten kitabı okuyup ardından özet çıkarmak kadar sıkıcı bir şey var mı?
1996’da yayımlanan Dilek Ağacı’nın başlığını o zamanlar internette araştırma imkanı olsaydı ve başka bir kitabın başlığı olarak kullanılmış olduğunu görseydim, masalıma asla o ismi vermezdim. (Kim bilir, belki de bir iki kitap vardı o sıralar aynı isimde)
Bu nedenle artık araştırma imkanı da varken, son on-on beş yılda yazılıp basılmış birçok kitaba Dilek Ağacı adının verilmiş olmasına şaşmayayım da ne yapayım? Geçenlerde arama motoruna yazdığımda, piyasada on taneden fazla Dilek Ağacı başlıklı kitap buldum. Seçecek sözcük, koyacak başlık mı yoktu? Bu nedenle, kitaba bir başlık ya da kahramana uydurma bir isim koyacağım zaman bile saatlerce araştırıyorum pişti olmamak için. Uydurduğum hece bileşimini dünyanın bir yerinde bir başkası benden önce kullanmışsa, hemen yeni bir isim araştırmaya girişiyorum.
 
Okunma 390 kez