Bu Ne Biçim Armağan? Bu Ne Biçim Armağan? Hüma Kaya

Bu Ne Biçim Armağan?

(1 Oylayın)

Tanıtım

Mavisel Yener ile ortak çalışma:

Doğum günün yaklaşıyor, okulda harika bir kutlama seni bekliyor! 
O gün arkadaşlarına armağan vermek ister miydin?
Onlar için neler seçerdin?
Sevinirler miydi, ne dersin?

'Bu Ne Biçim Armağan?' adlı kitabın doğuş hikayesi
Aytül Akal

Bu ne Biçim Armağan (2015)

1990lı yıllarda, bilgisayar, internet, instagram, facebook, google oydu buydu yokken, yazar ve çizerlere ulaşmak çok çok zordu. Adreslerini, telefonlarını bulmak için tam bir dedektif gibi çalışıyor, bin bir yol deniyordum. Böyle böyle kendime sayfalar dolusu bir rehber oluşturmuştum, öyle ki 2000 öncesinde Kültür Bakanlığı ve Üniversiteler yazar-çizer adreslerini benden sorar olmuştu. O dönemlerde sosyal medya şimdiki gibi değil; kimse kimsenin yüzünü görmüyor, sesini duymuyor, adres ve telefonlarını bulacağı bir kaynağa kolay ulaşamıyordu. Çocuk edebiyatı alanında eser veren sanatçıların tanışıp kaynaşmaları, alandaki yeniliklerle buluşmaları ve yardımlaşmaları için vesile olmak ne güzel olurdu. 2004’te bu amaçla yahoo çocuk yazını yazışma grubu kurdum ve küçük gruplar halinde buluşmalar düzenledim.
2008’de salonu yine küçük olsa da, kapısı bahçeye açılan bir daireye geçince ilk işim kaç kişi gelir, nasıl sığılır derdi olmadan listemdeki bütün yazar-çizerleri evime davet etmek oldu. Bahçeye yayılabileceğimiz bir tarih seçmeliydim, daha sonra gelenekselleşen bu toplantılar için bu nedenle Haziran ayını seçtim. Gerçi Haziran sürprizlerle doluydu; kimi zaman dolu mu yağmadı, yağmur mu indirmedi, fırtına mı olmadı… Hiç aldırmadık. 2008’de 30 kişi ile başlayan katılım sayımız 2018’de 70’e dayanmıştı.
Oyunlar kuruyor, çekiliş yapıyor, tiyatrodan şiire, çocuk şarkılarından tematik edebiyat yarışmalarına kadar çeşit çeşit oyunlar oynuyorduk. Piyango hazırlığım neredeyse bütün kış ve ilkbahara yayılmıştı. Temayı belirledikten sonra, kitap etkinlikleri için gittiğim şehirlerden ya da ülkelerden küçük küçük çeşitli armağanlar topluyordum. Valizim sürekli doluydu. Aldıklarımı tek tek paketlemek çok zaman alıyordu. Neyse ki, son birkaç yıl ağzı büzgülü torbaları keşfettim, armağanları renkli torbalara koymaya başladım.
Bir toplantıda… Piyango çekilişini yapıyordum… Biri, armağanını açıp yerine otururken, “Bu da ne ya, bu ne biçim şey!” diye söylenip yüzünü buruşturdu. Gördüm… Duydum… Beynim karıncalandı birden. O da yetmedi, ikazlara rağmen piyango sepetinin başına geçip beğeneceği bir şey bulana kadar armağanları elden geçirenler, elindekini bırakıp ötekini alanlar oldu.
Haklıydılar, armağanlar dengeli değildi, kimi ucuz, kimi pahalıydı. Ama ucuz olanların bile her biri özenle seçilip kim bilir hangi şehirden, hangi ülkeden eve kadar taşınmış, paketlenmişti. Hazırlığım aylar sürmüştü. Kalbim kırıldı, çok incindim. Bir daha piyango hazırlamamaya yemin ettim kendi kendime, hazırlamadım da. O sırada üzüldüğümü fark eden yazar arkadaşım @tülinkozikoğlu bir sonraki yılın piyangosunu hazırlamaya talip oldu, eğlenceli bir çekiliş hazırladı.
Toplantı için İzmir’den uçup gelen sevgili arkadaşım @maviselyener de ne kadar kırıldığımı görmüştü, her zamanki yaratıcılığıyla koştu imdadıma. “Üzülme, gel bu konuyu kitaba dönüştürelim, hiç unutulmasın,” dedi. Olur mu, olur… “Bu Ne Biçim Armağan”ı yazdık.

Konu tek kitapla kalmadı, duygu eğitimi konusunda üç kitap daha yazdık: Bu Ne Biçim Sunum, Bu Ne Biçim Yarışma, Bu Ne Biçim Kardeş…
Meğer bu konuda yazacak ne çok şey varmış...

Okunma 140 kez